|

Daha önce kısaca bahsettiğimiz tarayıcıların karmaşık
dünyasında gezinmeye devam ediyoruz.
Tarayıcının ne olduğundan ve ne amaçla kullanıldığından daha önce
kısaca bahsetmiştik. Aşağıdaki satırlarda ise hem kısa bir özet
yapacak, hem de bu ilginç cihazların teknik özelliklerine göz
atacağız.
Belgeleri, fotoğrafları ya da çizimleri tozlu raflar yerine sabit
disk ve CD'lerde saklamak isteyenlerin yapması gereken ilk iş,
kaliteli bir tarayıcı satın almaktır. Bu cihaz; teknik mimari ve
tasarım, yayıncılık, dokümantasyon merkezleri, fotoğraf
stüdyoları, reklam şirketleri gibi pek çok sektörde günlük
faaliyetler için vazgeçilmez bir role sahip. İnternetin
yaygınlaşması ise, tarayıcıların web sayfası tasarımcıları
tarafından da yoğun olarak kullanılmasını sağlamıştır. Bu listeye,
rötuş programları ile fotoğrafları değiştirmek isteyen fotoğraf
tutkunlarını da rahatlıkla ekleyebiliriz.
Kısacası tarayıcı, grafik merkezli hemen her türlü sektör için
önemli bir yardımcı olmayı başarmış durumda. Şimdi gelin, daha
önce kısaca bahsettiğimiz bu cihazları daha yakından tanımaya
başlayalım.
KISA BİR ÖZET: TARAYICI NEDİR?
Tarayıcı dendiğinde, aklımıza fotoğrafların ya da önemli
belgelerin PC'de dijital resimler (resim dosyaları) halinde
görüntülenmelerini sağlayan cihazlar gelmelidir. Bu cihazlar kısa
süre öncesine oldukça yüksek bir fiyat karşılığında satışa
sunuluyor ve genellikle profesyoneller tarafından
kullanılıyorlardı. Ancak günümüzde fiyatlar büyük oranda düştü ve
tarayıcı da ev bilgisayarları ile tanışmayı başardı.
Ortalama bir tarayıcı, M boyutundaki sayfaları renkli olarak ve
İyi bir kalite ile dijital hale dönüştürebilir; yani PC'ye
aktarabilir. Tarayıcıların kullanımı oldukça basittir; üzerlerinde
çok fazla sayıda tuş veya karmaşık kontroller bulunmaz. Resimlerin
ya da fotoğrafların taranması işlemi, birçok farklı seçenek sunan
özel yazılımların aracılığıyla gerçekleşir.
DİJİTAL
FOTOĞRAF MAKİNESİ VE TARAYICI
Tarayıcının çalışma prensibi CCD veya CIS tipinde bir algılayıcıya
dayandığı için, bu cihazlar genel olarak dijital bir fotoğraf
makinesini hatırlatırlar. Ancak tarayıcı ile dijitalleştirme
işlemi, ışığının yapay olması nedeniyle farklı özelliklere
sahiptir. Bir fotoğraf makinesi ise doğal ışık kullanır.
T arayıcılar, yukarıda da belirttiğimiz gibi CCD ve CIS olmak
üzere iki farklı algılayıcı ile donatılmış olabilirler. Öncelikle
CCD yongasına sahip olan ürünlerin nasıl çalıştığına göz atalım...
Dokümanı cam yüzeye yerleştirip kapağı kapattığınızda, devreye ilk
olarak ampul girer. Ampulün görevi, taranacak dokümanı
aydınlatmaktır. Daha çok eski model ve ucuz tarayıcılarda standart
floresan ampullerin kullanıldığını görebilirsiniz. Yeni nesil
ürünlerde ise "cold cathod" adı verilen farklı bir floresan tipi
ya da xenon ampuller tercih ediliyor.
Tarama işlemini gerçekleştiren mekanizmaya tarama kafası adı
veriliyor. Aynalar, filtre, mercek ve CCD yongasından oluşan kafa,
metal bir çubuk üzerine yerleştiriliyor. Motor ise tarama
kafasının bu çubuk üzerinde ileri-geri hareket etmesi sağlıyor.
Kafa hareket ettikçe, dokümanın görüntüsü de aynalardan yansıyarak
merceğe ulaşır. Birçok tarayıcı 2 adet ayna ile bu işi
tamamlayabilirken, 3 ayna kullanan modellere de sık sık
rastlıyoruz. Ancak burada önemli olan kaç ayna kullanıldığı değil,
son aynanın görüntüyü merceğe ulaştırabilmesi.
Merceğe gelen görüntü, renk filtresinden geçirilir ve CCD
yongasına aktarılır. İşte tam da bu noktada CCD'li tarayıcıları
ikiye ayırmamız mümkün. Piyasadaki tarayıcıların büyük çoğunluğu,
merceğe ulaşan görüntülerin 3 küçük kopyasını çıkartarak kırmızı,
mavi ve yeşil filtrelerden geçirir. Her filtreden gelen ışınlar
CCD üzerine ayrı ayrı yerleştirilir ve sonuçta bir bütün haline
getirilir. "Single pass" olarak adlandırılan bu tip tarayıcıların
en büyük avantajı, motorun sadece bir kez tur atmasıdır.
CCD'ye sahip bazı tarayıcılarda ise motorun metal çubuk üzerinde 3
tur atması gerekir. Her bir tur sonunda görüntü farklı bir
filtreden geçer ve böylece CCD üzerinde gerçek görüntü
oluşturulabilir. Bu tip yazıcılara "three pass" adı veriliyor.
CCD'nin görevi ise, fotonları elektron haline çevirmektir. Dijital
fotoğraf makinelerinde de bir benzerini gördüğümüz CCD yongası
üzerinde küçük "photosite"lar bulunur ve
her "photosite" ışığa karşı duyarlıdır. Bir "photosite"ın üzerine
düşen ışık ne kadar parlak olursa, elektriklenme de o oranda
yüksek olacaktır.
"Contact Image Sensor", yani CIS teknolojisini kullanan
tarayıcılarda ise ampulün yerini yanyana yerleştirilmiş küçük
ledler alıyor. Mavi, yeşil ve kırmızı renk taşıyan bu ledlerin
görevi, belli bir düzende yanarak aydınlatmayı sağlamak.
Aydınlatılan her satır, tarayıcı içerisinde bulunan küçük
algılayıcılara aktarılıyor ve sonuçta dokümanın tamamı ortaya
çıkartılıyor.
CIS teknolojisine daha çok uygun fiyatlı tarayıcılarda
rastlıyoruz. Bu tip tarayıcılar boyut ve kalınlık açısından CCD
tarayıcılardan daha avantajlı. Ancak konu resim kalitesi olduğunda
biraz geride kaldıkları da açıkça ortada.
ARABİRİMLER
Piyasada 4 farklı arabirimi kullanan tarayıcı modellerine
rastlayabilirsiniz. Genellikle birkaç yıl öncesinin teknolojisini
temsil eden modellerde seri bağlantı kullanılmaktaydı. Ancak bu
bağlantı tipi, bir tarayıcı için tercih edilebilecek en yavaş
alternatif ve günümüzde neredeyse yok olmuş durumda.
Kullanılan ikinci arabirim ise SCSI... Yukarıda bahsettiğimiz seri
bağlantıya oranla çok daha yüksek bir performansa sahip olan bu
arabirim, genellikle profesyonel amaçlarla kullanılan
tarayıcılarda karşımıza çıkıyor. Ancak bu arabirimi kullanan
tarayıcıları her bilgisayara bağlamanız ne yazık ki mümkün değil.
Çünkü bağlantı için SCSI girişine ihtiyacınız olacak. Ya özel bir
SCSI kartına sahip olmalı, ya da bu arabirimi destekleyen bir
anakart satın almalısınız.
Yeni nesil tarayıcıların hemen hepsinde kullanılan arabirim ise
kuşkusuz USB. Oldukça yüksek hızlarda veri transferine olanak
tanıyan USB arabirimi, bazı tarayıcı modellerinde elektrik gücünü
de sağlayabiliyor. Bu sayede ayrı bir adaptör kullanımına da
ihtiyaç kalmıyor. Ancak USB'nin sunduğu elektrik gücünün çok az
sayıdaki tarayıcı için yeterli olduğunu belirtmekte de yarar var.
Daha çok pahalı tarayıcılarda karşımıza çıkan firewire arabirimi
ise, yukarıda sıraladığımız diğer 3 arabirime oranla çok daha
yüksek hızlara ulaşabiliyor. Ancak SCSI arabiriminin yaşadığı
sorun, firewire için de geçerli. Firewire girişlerini her anakart
üzerinde bulmanız mümkün olmayabilir.
ÇÖZÜNÜRLÜĞE DİKKAT
Tarayıcı kutularında büyük puntolarla belirtilen çözünürlük
oranları, çoğu zaman gerçek çözünürlüğü yansıtmaz. Gerçek
çözünürlük, aslında tarayıcının ulaşabileceği optik çözünürlüktür.
Belirtilen rakamlar ise interpolasyon adı verilen ve tamamen
yazılım tarafından gerçekleştirilen küçük bir hile sonucunda
ortaya çıkabilir.
Örneğin optik çözünürlüğü 2400x1200 dpi olan bir tarayıcının
özellikleri arasında 19200x19200 dpi gibi ulaşılması güç rakamlara
şahit olabilirsiniz. Bunun anlamı ise, aslında 2400x1200 dpi'da
taranan bir dokümanın boyutlarının yazılım yoluyla büyütülmesi.
Başka bir deyişle interpolasyon tekniği ile Photoshop'ta resim
boyutunu arttırmak arasında önemli bir fark yok.
Tarayıcı alırken sadece gerçek çözünürlük oranına dikkat
etmelisiniz. Interpolasyon tekniği ilk bakışta faydalı gibi
görünse de, önemli bir kalite kaybına yol açtığı tartışılmaz. Bu
yüzden kaliteli sonuçlar için optik çözünürlük oranını aşmamanızda
yarar var.
NASIL BİR SİSTEM?
Önceki konularda da sık sık bahsettiğimiz gibi, grafiklerle
çalışmak güçlü bir sistem gerektirmektedir. Bu yüzden tarayıcıyı
bağlayacağınız sistemin de bazı ön koşullara sahip olması gerekir.
Eğer tarayıcın izi çok eski ve zayıf bir PC'ye bağlarsan iz hem
tarama süresi artacak, hem de resmin görüntülenmesi zorlaşacaktır.
Özellikle çok büyük boyuttaki resim dosyalarıyla çalışanlar, bu
sorunları hemen fark edebilirler.
Bir tarayıcı için uygun olan sistemin, en azından 1.5 GHz'lik
ortalama bir işlemciye ve 256 MB kapasiteli belleğe sahip
olmasında yarar var. Çünkü büyük dosyalarla başa çıkmak, ancak
böyle bir sistemle mümkün olabilir.
Tabii
bu durum, tarayıcıyı daha düşük bir konfigürasyon ile
kullanamayacağınız anlamına gelmez. Yine de düşük
konfigürasyonlarda tarayıcı kullanmanın hiç de kolay ve pratik
olmayacağını da asla aklınızdan çıkartmamalısınız.
YAZILIMLARI DOĞRU KULLANMAYI BİLMEK
Tüm tarayıcılarla birlikte, görüntülerin dijital hale
getirilebilmesi için gerekli olan özel bir yazılım da
kullanıcılara sunulmaktadır. Aşağıda gördüğünüz görüntü,
bahsettiğimiz yazılımlara verilebilecek güzel bir örnekten;
Agfa'nın FotoLook isimli yazılımından alınmıştır. Resme dikkatli
bir şekilde bakarsanız, bir resmin ya da sayfanın taranması için
gerekli olan çok sayıda ayar seçeneği bulunduğunu da kolayca fark
edebilirsiniz. Ancak bu ayarlar gözünüzü korkutmasın; hepsi son
derece basittir ve sadece birkaç tıklama ile ayarlanabilirler.
Taranması istenen sayfanın ya da resmin düşük çözünürlükteki bir
ön gösterimi, genellikle pencerenin sağ kısmında yer alır. Bundan
sonrası ise, tamamen sizin yapacağınız ayarlara bağlıdır.
Öncelikle kullanılacak çözünürlüğü belirlemelisiniz. Ayrıca resmin
tamamının mı, yoksa sadece bir kısmının mı taranacağını belirlemek
gibi bir şansa da sahipsiniz.
|