-Ey hatun! Sen kimin çobanısın?

-Halid bin Süfyan'ın.

-Halid bin Süfyan şimdi nerede?

-Birazdan buraya gelir.

-Yâ! Öyle mi?

-Evet nerede ise gelir.

Bunun üzerine Abdullah bin Üneys bir kenara oturarak Allah düşmanını beklemeye başladı.

...az sonra bir adam, elinde asası ile azametle yürüye yürüye geldi. Arkasında da adamları olduğu anlaşılan bir çok kimseler vardı.

Sahabi, gelen kimseyi hemen tanıdı; insana şeytanı hatırlatıyor ve eşkali aynen Sevgili Peygamberimiz'in tarifine uyuyordu. Ayrıca hakikaten kendisinde bir korku ve ürperme hâsıl olmuştu.

Hazreti Abdullah, Halid'e yaklaşarak önünde durdu. Halid çevresindekilere sordu:

-Kim bu adam?

Yabancı, suali bizzat cevaplandırdı.

-İşittim ki Muhammed'in üzerine gitmek için adam topluyormuşsun; ben de size katılmak için geldim. Huzaalı araplardanım.

...dedi ve yan yana yürümeye başladılar. Abdullah bin Üneys'in Kâinat'ın Efendisi aleyhine söylediği sözler, Halid bin Süfyan'ı son derece memnun ediyordu.

Nihayet konuşa konuşa iblis suratlı adamın çadırına kadar geldiler. Buraya gelince ahmak İslâm düşmanının adamları dağıldılar. Halid, Hazreti Abdullah'ı bırakmadı. Çadırın önüne bağdaş kurdular...nihayet gece olmuş; çadırdakiler uykuya varmış; onlar, hayli laflamışlardı. Kahraman sahabi, işte bu sırada bir punduna getirerek alçak niyetli bedbahtın canını cehenneme yolladı. Gürültüye içerdeki kadınlar uyandılarsa da Abdullah radıyallahü anh, çoktan kaçıp izini kaybetmişti. Arkasından ağlama sesleri geliyordu. Ardına düşen takipçiler, ne kadar aradılarsa da bir mağaraya gizlenen kahramanı bulamadılar.

Abdullah bin Üneys hazretleri, gündüzleri saklanıp geceleri yürüyerek onsekiz gün sonra Medine'ye geri döndü. Resûlullah'ı mescidde buldu. Efendimiz O'nu görünce tebessümle:

-Muradına erdin, buyurdular.

Yiğit sahabi, olup bitenler hakkında tekmil verdi. Peygamberimiz, gayet memnun kaldılar ve O'nu alarak evlerine götürdüler ve kendi elleri ile bir asâ hediye ettiler:

-Bu asâyı sakla yâ Abdullah bin Üneys; cennette bunu kullanırsın. O zaman insanların asâ kullananı pek az olacaktır. Bu sebeple aramızda işaret olur.

...

Sevinçle ailesinin yanına gelen Abdullah bin Üneys radıyallahü anh vefat, edeceği zaman bu mübarek bastonu/asâyı kefeni içine koymalarını vasiyet etti.

...yıllar sonra vasiyet aynen yerine getirildi.

......

BİR İDAM MAHKÛMUNUN İKİ REK'AT NAMAZI....Şanlı Eshab'dan Abdullah bin Üneys radıyallahü anh, müşriklerden Halid bin Süfyan'ı öldürünce; Halid'in kabilesi Lıhyanoğulları, kan davası peşine düştüler ve bu ihtirasla kendilerine destek bulmak için Adal ve Elkare kabilelerine gittiler. Lıhyanoğulları, bu iki kabileden birkaç kişilik bir heyetin Medine'ye giderek Ebül Kasım'ın yani Sevgili Peygamberimizin huzuruna çıkmasını istiyorlardı.

...plan şuydu: Hey'et, Kâinatın Efendisi'nden şu istekte bulunacaktı:

-Ey Allah'ın Resûlü! Kabilemizde mü'minler vardır. Ancak onlar İslâmiyeti bilmiyorlar. Bize eshabdan bir-kaç kişi insan gönder ki Kur'an-ı Kerim ve fıkıh öğrenelim.

...müslümanlar, şüphe edebilir endişesi ile doğrudan kendileri Medine'ye vararak bu isteği dile getiremiyeceklerdi. Bu sebeple ve daha inandırıcı olsun; hiç bir başka düşünce uyanmasın diye üstelik iki ayrı kabileden kişiler gitsinler istiyorlardı. Lıhyanoğulları diyordu ki:

-Bize gönderilecek müslümanlardan bazısını Halid bin Süfyan'a karşılık öldürür; diğerlerini ise Mekke'ye götürerek satarız. Böylece biz intikamımızı aldığımız gibi Kureyş de satın aldığı müslümanları Bedr'deki kayıplarına karşılık katledebilirler.

Lıhyanoğulları, gözleri parlayarak sözlerine devam ediyorlardı:

-Kureyşliler için Bedr'de akrabalarını öldürenleri işkencelerle katletmekten daha zevkli hiç birşey tasavvur edilemez.

.....

Adal ve Elkare kabilelerinden Medine'ye gidecekler tesbit edildi.

Bunların başına kimin geçmesi sözkonusu olduğunda, içinde sinsi arzular büyüten Süfyan bin Halid, büyük bir istekle buna talip oldu. Zira, Süfyan, kocası ile oğlunu Uhud'da kaybeden Talha ibni Ebi Talha'nın karısı Sülafe'nin bunları öldüren Âsım bin Sabit'in başı için yüz kızıl tüylü deve vereceğini vaadettiğini öğrenmişti.

Süfyan, Mekke'de bir yolunu bularak Sülafe ile görüşmüş ve vaadini bizzat kendisine doğrulatmıştı.

...artık rüyasında kızıl tüylü develer gören ve, yüreği mal hırsı ile kavrulan Süfyan bin Halid, Adal ve Elkare'den seçilen yedi sahtekârla beraber Peygamber aleyhisselâma gittiler. Rollerini güzel ezberlemişlerdi ve iyi oynamaya hazırdılar. Çünkü bu iman düşmanlarına da kızıl tüylü develerden pay verileceği kulaklarına fısıldanmıştı.

......

Bu sırada Büyük Peygamber de müşriklerin Medine üzerine gelmek hususunda herhangi bir hazırlıkları olup olmadığını sorup-öğrenmek için sahabilerden birkaç kişiyi gizli haber alma elemanı olarak Mekke'ye göndermeyi düşünüyordu.

Medine'ye gelen müşrik davetçileri, doğrudan Âsım radıyallahü anh'ın babası Sabit'in evine misafir oldular. Hazreti Âsım'a gayet mültefit davranarak O'nu yanlarında götürmeyi çok istediklerini söylüyorlar.

...daha sonra Sevgili Peygamberimiz'in sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem, yüksek huzuruna kabul edildiler. Davetçiler, bütün şeytani hünerlerini takınmışlardı. En inandırıcı halleri ile konuşuyorlardı:

-Yâ Resûlallah! Bizden çok kimse müslüman oldu. Ancak ne Kur'an-ı Kerim okumayı biliyoruz; ne de şeriat'den haberimiz var. Bunları öğretecek insanlara muhtacız. Bu sebeple bize dinimizi öğretecek kimseler göndermeni istemek için buraya kadar geldik.

Peygamberler Peygamberi, hemen cevap vermediler...bu davet, göndermeyi düşündükleri istihbarat elemanları için de iyi bir fırsat olabilir; giden mü'minler, değerli bilgilerle dönebilirlerdi.