...Kervanın dönüşü yaklaşınca Hazret-i Hadice bir grup cariye ile evin damına çıkar gelen olup olmadığına bakardı.
Yine böyle birgün Hazret-i Hadice ile cariyeler bir taraftan konuşup bir tarafatan ufkulaşıp gelen yolları gözlerken birini farkettiler.
Evet; bir gelen vardı ve iki kuş bu gelen yolcuyu yakıcı çöl güneşinden koruyordu.
Gelenin Sevgili Peygamberimiz olduğunu Hadice anne herkesten evvel tanıdı ama belli etmedi...
Peygamberimiz, nihayet yanlarına geldi ve dua ederek mektubu verdi:
Meysere şunları yazmıştı:
"Bu defa çok kar ettik. Muhemmd'ül Emin'in bereketi ile kazancımız umduğumuzdan fazla oldu."
Hadice radıyallahü anha mektubu yazıp, Peygamberimize teslim etti ve deveyi zinetleri ile birlikte alelemlere rahmet olarak gönderilmişe hediye etti.
Resulüllah mektubu alarak aynı gün içindeki kervana yetişti. Böyle bir şey imkansız olduğu için Ebu Cehil sevinerek Meysere'ye:
-Bak beni dinlemedin. İşte yolunu şaşırmış geri geliyor, al bakalım, dedi....
Meyerse, müteessir oldu.Ama biraz sonra Peygamberimiz gelerek cevabi mektubu verince
herşey değişti ve Meysere:
-Ey Ebu Cehil, işte Hadice'nin mektubu.Demek ki sen şaşırmışsın.
Bir kölenin bu sözleri Ebu Cehilin zoruna gitti:
-İnanmıyorum!Bukadar mesafe aynı günde gidip
dönülmez.Ben şimdi işin aslını öğreneceğim.İşte
kölemi gönderiyorum.Yalan söylendiğini ortaya çıkaracağım dedi, ve kölesini Mekke'ye yolladı:
Ebu Cehilin kölesi Hazreti Hadice'ye gelip müjde vererek, müjde istiyince,Hadice anne:
-Muhammedül Emin müjde getirmişti.Sen niçin geldin ki? diyerek hayretini bildirdi.
Köle mahcup halde geri döndü ve Ebu Cehil'in yanına vardığında olanları anlatdı.Ebu Cehil,hakikata teslim olacağına kinini biledi.
......
Kervan kafileyle Mekke'ye girerken Hadice validemiz penceresinden gelenleri görüyordu... İki kuş efendimizin başı üstünde gölge yapıyor ve O alnında gün gibi parlıyan nurla herkesten ayrılıyordu...
Hadice anne Meysere'yi kabul ettiğinde, O'na Efendimizin başı üstünde gördüğünü aslında melek olan iki kuşu anlatınca Meysere:
-Bütün yolculuk boyunca kuşlar başının üstündeydi dedi ve yaşadıkları ilahi hadiseleri, rahibin söylediklerini, develerin iyileşmesini, neler olmuşsa tek tek hanımına bildirdi.
Hazret-i Hadice, Meysere'den bildiklerini saklamasını rica etti.
Son olarak Peygemserimizle Meysere Busra'dan getirdikleri malları da Mekke pazarında satarak parasını Hazret-i Hatice'ye teslim ettiler. Yapılan hesapta, Hadice validemizin gerçekten bu seferde ötekilerden çok kar ettiği anlaşıldı. Ve çok memnun oldu... Para ve hediyelerle hizmeti geçenleri sevindirdi.
.....
Hadice anne, şahid olup işittiklerini tekrar Varaka bin Nevfel'e götürdü.
Varaka:
-Muhammed'ül Emin'in son Peygamber olacağına hiçbir şüphe kalmamıştır. Naklettiklerinin anlanı budur.
HATİCE'TÜL KÜBRA
KABÜL EYLE CİVAR-I İZZETİNDE ÇEKMEYEN GURBET
BİLİRSİN KENDİ ŞEHRİMDE GARİBİM YA RESULALLAH
NAZIM
Hadice, Hüveylid'in kızı. O da Kureyş'in Esed oğullarından.
Hadice, radıyallahü anha, derin ilmi, kültürü, zenginliği güzelliği ve soyu ile devrindeki kadınların en üstünü.
Daha evvel iki kere evlenmişliği var. ilk beyi vefat edince ikincisi ile hayatını belirtirmiş. Bu da veba hastalığından ölünce dul kalmış. Bu kocalarından üç çocuk sahibi.
Bir çok talibi var. Çevrenin seçkin erkekleri O'nunla evlenmek istiyorlar. "Evet" demesi için yapmayacakları fedakarlık yok. Ama o, evlenme tekliflerine hep uzak ve menfi...
...Kimseyle evlenme fikrinde değil. Ta ki insanlığın sultanını görene kadar. Şam'a kervan gönderme ile başlayan tanışma ve Peygamberimiz hakkında işittikleri; gördükleri, en üstün kadında yavaş yavaş Muhammed'ül emin'le dünya evine girme fikrini doğrudur.
İslamiyetten önce "tahire", islamiyetten sonra ise buna ilaveten "Kübra" ünvanlı bu zeki ve alim kadın, şimdiden gelecek yılları tahmin edebilmektedir... Zaman, bu ana kadar şahid olmadığı bir büyük inkılabi yaşayacak ve bu inkılabını kahramanı amca himayesindeki Sevgili Peygamberimiz olacaktır.
... İnsanlığın düştüğü şirk ve cehalet bataklığından eşrefi mahlukat mevkiine çekip çakaracak en son ve en mükemmel dinin Peygamberi Muhammed'ül emin'dir.
O halde O'na zevce olmak, ve O'nun kederinde ve neş'esinde yanında ve yardımcısı ve destekçisi omak bir kadının dünyanın kuruluşundan kıyamet kopuncaya kadar kavuşabileceği en yüksek nimettir.
Bunu anladığı andan itibaren Hadice anne, efendimizi adeta gözlerden saklamak, O'na dair sırları gizlemek istemiştir. Olur ki bu hazineyi başka kadınlar da sezer. Bu bakımdan endişeli.
Elbette haklı; bölünmesi paylaşılması mümkün olmayan bir şeref...
Şam seferinin üzerinden üç aya yakın bir zaman geçmiş olduğu halde Hadice validemizi meşgul eden hep bu evlenme planıdır. Akl-ı fikri hep bu işte... nitekim, niyetini akıllı ve tecrübeli bir kadın olan Nefise binti Münebbih sezer ve O'nu konuşturarak gönlünün muradını anlar:
,-Ya Muhammed seni izdivaçtan alıkoyan nedir ki evlenmiyorsun, der.
-Kafi mikdarda param yok...
Nefise'nin maksadı da bu cevabı almaktır.
-Peki öyleyse iffeti, dini diyaneti yerinde, zengin ve güzel bir kadınla evlenmeye ne dersiniz?
-Kim bu hanım?
Nefise kadın, düşündükleri evliliğin gerçekleşeceğine dair ilk işareti almış olmanın memnuniyeti ile cevap verir:
-Hadice binti Hüveylid!
-Kim aracı olacak?...
Nefise hatun bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
-"Bu hizmeti ben yapacağım, dedim ve Hadice'ye koşarak büyük müjdeyi verdim." Hadice, amcası Amr bin Esede ile amcazadesi Varaka ibni Nevfel'li çağırttı. Ve fikrini onlara açarak aile büyükleri olmaları sıfatı ile yardımlarını rica etti...
Hazret-i Hadice'nin amcası ve amcasının oğlu Sevgili Peygamberimiz'e giderek O'nunla görüşüp düğün gününü konuştular ve yanından ayrıldılar. Haber Ebu Talib ve kardeşlerini şaşırttı. Çünkü bir düğün yapacak mali imkana sahip değillerdi...
Onlar, bu endişe ve efkarda iken Peygamberimiz Hazret-i Ebu Bekr'in dükkanına gitti. Niyeti kendisini kırmayacak bu dostundan ödünç para almaktı.
Ebu Bekr radıyallahü anh, aziz efendimizi uzaktan görünce kalbinde sevgi biraz daha kabardı; ve kendi kendine şöyle niyet etti:
"Muhammedü'l emin benim en yakın dostum ve en makbul arkadaşımdır. Eğer bir şey isterse asla geri çevirmeyeceğim."
Sevgili Peygamberimiz, yanına vardığında Ebu Bekr efendimiz, arkadaşını biraz üzüntülü gördü. Sebebini anlayınca kasayı açtı ve:
-İstediğin kadar alabilirsin, diye onu ferahlandırdı. Hazrez-i Ebu Bekr'e:
-Hiç bir işimde yardımını esirgemedin diyerek O'na dua buyurdular ve nikaha davet ettiler.
Seçkin arkadaşları, davete:
-Başım gözüm üstüne, diyerek geleceklerini bildirdiler.
Peygamberimiz ihtiyacı kadar para alarak bununla düğün haırlıkları yaptı.
Nikah, Hadice annemizin konağında yapılacaktı.
Her taraf süslü ve donatılmış. Hadice radıyallahü anha, cariye ve hizmetçilerine bundan sonra hür olduklarını, kendilerini bu düğün hatırına azad ettiğini müjdeledikten sonra ellerine içi altın ve mücevher dolu tabaklar vererek Sevgili Peygamberimiz konaktan çeri girince mübarek ayaklarına saçmalarını tenbih etti.
Efendimiz, amcası Hazret-i Hamza ile nikahın yapılacağı Hazret-i Hadice'nin evine geldiler. Biraz sonra Ebu Talib ve Kureş'in diğer ileri gelenleri de hazırdı.
Hazret-i Hadice'nin amcası Amr bin Esed ve amca çocukları ile kadın ve erkek akrabalar daha önceden gelmişlerdi.
Hadice ikramlık olarak koyunlar kestirip yemekler hazırlatmıştı...
Yemekler yendikten sonra, Ebu Talib, devrin adeti gereği nefis bir konuşma yaptı:
-Allah'a hamdolsun ki bizi İbrahim'in zürriyetinden, İsmail'in neslinden, Maad'ın cevherinden ve Mudar'ın kanından yarattı. Ve Kabe'nin bekçisi, Mekke'nin mensubu ve halkın reisi yaptı... yeğenim Muhammed bin Abdullah her Kureyşli'den üstündü. Kimse onunla mukayese ğdilemez. Gerçi malı azdır ama. Mal değimiz ne? Bir gölge. Bir gün burada, yarın başka yerde. Yemin ederim ki, yeğenimin itibarı bundan sonra daha da yükselecektir. İşte bu genç, şimdi sizden kızınız Hadice'yi helallığa istemektedir. muaccel ve müeccel mehir olarak yirmi deve teklif etmektedir!..."
Ebu Talib'ten sonra da Varaka ibni Nevfel bir konuşma yaparak, Ebu Talib'i tasdik etti. Ve kendilerinin de soylu bir sülele olduklarını ve hısım olmak istediklerini bildirdi ve hazır olanları şahid tutarak kızlarını verdiklerini söyledi. Ebu Talib, Hadice radıyallahü anhanın amcası Amr bin Esed'in de fikrini almak istedi. Amr:
-Şahid olun ki Hadice binti Huveylid'i Muhammed'e verdim, diyerek rızasını açıkladı.